ÖĞRETMENLER GÜNÜNE ÖZEL
Bugün 24 Kasım Öğretmenler Günü... Yazımı başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, üzerimde emeği geçen tüm öğretmenlerime ithafen yazıyorum...
Bildiğiniz üzere öğretmenlik mesleği kutsal bir meslek olarak kabul edilir. Çünkü kendinizden olmayan bir çocuğa hem annelik hem de babalık yaparsınız ve bunu ömür boyu can-ı gönülden gerçekleştirirsiniz. Öğrencilerinizi mezun etseniz dahi yaşam boyu sizden birer iz taşıyarak yollarına devam ederler. İşte bu yüzden kutsaldır. Öğretmen kelimesinin kökü "öğret"ten gelir. Öğretene de "öğretmen" denir. O yüzden de tüm mesleklerin temelidir. Doktor olmak isteniz size bu mesleği öğretmek için öğretmeniniz olur ,avukat olmak isteseniz de öyle. Ya da mimar, mühendis daha sayamadığım bir çok mesleğin temelidir. Bir çok meslek kuruluşunun özel günü vardır ama en çok bilinen ve özel sayılan gün öğretmenler günüdür. Doğruya doğru.
Peki bu kadar güzel bir meslek neden 24 Kasım da kutlanır?
Bilmeyenler için söyleyeyim.
1 Kasım 1928 ' de yeni alfabenin kabul edilmesiyle birlikte Mustafa Kemal Atatürk, ülkede okuma yazma seferberliğini başlattı. Bunu da tüm ülke de yaşlı,genç,çocuk, kadın,erkek demeden 24 Kasım 1928'de açılan Millet Mekteplerinde gerçekleştirdi. Bu tarihten itibaren yeni harflerin öğretilmesi ve okur yazar sayısının artırılması amacıyla seferberlik başlattı. Hatta kendisi de kara tahtanın başına geçti. Ayrıca kendisine de "Başöğretmenlik"unvanı verildi. Atatürk'ün 100.doğum yıl dönümü olan 1981' de, "başöğretmen" olduğu günün ülke çapında "Öğretmenler Günü" olarak kutlanmasına karar verildi. Tabi bu sadece bizim ülkemiz de bu tarihte kutlanıyor.
Bir de UNESCO tarafından ilan edilen Öğretmenler Günü var. UNESCO, 1994'den beri her yıl 5 Ekim Günü'nü "Dünya Öğretmenler Günü " olarak kutluyor.
Sizce Öğretmenler tek bir günle mi hatırlanmalı?
Ben işin şurasındayım. Tabi ki üzerimizde ödeyemeyeceğimiz emeği olan öğretmenlerin günü kutlansın. Hayatında bir öğretmen izi olmadan yetişen bir çocuk yoktur. Hakları ödenmez. Ama sadece özverilerini tek bir günle sınırlandırmayalım. Öğretmenlerin yaşadığı zorlukları,sıkıntıları göz ardı etmeyelim. Kendilerinden çok fazla vererek hatta bu işe gönül vererek gerçekleştirdiklerini unutmayalım. Çünkü hiç bir meslek grubunda insan yetiştirmek kadar hayati önem arz eden bir iş yoktur. Çünkü bir öğretmen yetiştirdiği her bir çocuğu isterse hırsız da edebilir isterse doktor,savcı,öğretmen ya da iyi kalpli bir birey de edebilir. Kalplere dokunan bir iştir. Sorumluluğu çok büyük. Düşünsenize yetiştirdiğiniz her bir birey toplumda sizin izinizi taşıyarak rol alacak. Ne kadar ulvi bir iş. Bir fırıncı ekmeği yaparken hamuru yoğurarak istediği şekli verir, ya da bir demir ustası , çömlekçi bir avuç topraktan elleriyle şekil vererek çömlek yaparsa işte öğretmenler de öyledir. Öğretmek istediklerini ilmek ilmek işleyerek sabırla öğretir. İstediği kalıba aklıyla ,kalbiyle sokar.
Ben bir öğretmenim... Hiç bir zaman işe gitmem ; okula giderim. Ömür boyu öğrencilerimden öğrenecek çok şeyi olan bir öğretmenim. Öğrencilerime geleceğin büyükleri gözüyle bakarım. Belki de geleceğin en ünlü sanatçısını yetiştirdiğimi farz ederek... Hani Mustafa Kemal'in bir sözü vardır ya :
“Herkesin kendine göre bir zevki var. Kimi bahçe ile uğraşmak, güzel çiçekler yetiştirmek ister. Bazı insanlar da adam yetiştirmekten hoşlanır. Bahçesinde çiçek yetiştiren adam çiçekten bir şey bekler mi? Adam yetiştirebilen adam da, çiçek yetiştiren de ki duygularla hareket edebilmelidir. Ancak bu biçimde düşünen ve çalışan adamlar, memleketlerine ve milletlerine ve bunların geleceğine faydalı olabilirler.”
Yeni nesil biz öğretmenlerin elinde... Geleceğe yön veren tüm öğretmenlere sevgilerimle...




Yorumlar
Yorum Gönder